14 Mayıs 2010 Cuma
Hep aynı yerdeydik. Hep aynı okulun önü, hep aynı sokaklar, hep aynı yollar. Bisiklete binerdik aynı yerde. Okulun önünde dinlenirdik hep. İçecek bir şeyler almak için biraz daha sürerdik bisiklet. Sprite alırdı hep. O zamanlar kendi dünyasındaydı. İçinde büyük bir hesaplaşma yaşıyordu. Beni dinlemezdi çoğunlukla. İçine kapanıktı. Onun o hali beni hep üzerdi. Neşelendirmek için hep konuşurdum, eğlenceli şeyler anlatırdım. Zoraki gülerdi. O zamanlar hiç kavga etmezdik. Edecek bir şeyimiz yoktu zaten. O zamanlar da şimdikiyle aynı şeyi düşünürdü: Gelecekte bu kadın dünyama girecek ve hayatım onun etrafında dönecek. Hep böyle düşünmesine rağmen kendini bana hiç açmadı. Sakladı kendini benden. Görünen kendini anlattı hep. Ben zaten görüyordum o halini. İçindekileri anlatmadı hiç. Bana bile anlatmıyor içindekileri. Ama hala aynı şeyi düşünüyor: Gelecekte ikimiz!. Bunun olmayacağını anlatıyorum ama inancı kuvvetli. O zaman her şeyi unutacağımı ve ona sonuna kadar güveneceğimi zannediyor. Bazen kendimi öyle çok yakın hissediyorum ki ona, sarılmak istiyorum benim için değiş demek istiyorum. Onun da kendini bana yakın hissetmesini istiyorum. Bu o kadar az oldu ki artık kayboluyorum geçmişimle yüzleşirken, hesaplaşırken. Yaşadıklarım silinmeliydi beynimden ya da sadece güzel anılar bırakılmalıydı. Bugün yine o yoldan geçerken aynı şeyi hissettim. Mutluluk, hüzün, keşke'ler ve özlem. Gözlerimden süzülen bir iki damla yaş çok iyi anlattı duygularımı. Şimdi bu sokaktan yalnız geçiyorum ve sadece güzel anıları hatırlıyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder